30 Mayıs 2016 Pazartesi

TÜRKMENİSTAN'DA EĞİTİM

Türkmenistan'da Eğitim
Tarihteki Türk Devletleri Türkmenistan'da 12 Nisan 1993 tarihinden itibaren Kiril harflerinin bırakılması, belli bir süre sonra da Latin harflerine (alfabesine) geçilmesi kararlaştırılmıştır. 9 yıllık zorunlu eğitim bulunan ülkede ayrıca 9 yıllık meslek okulları ve bunlara bağlı 4 yıllık yüksek eğitim okulları(Üniversiteler) vardır. Ama 2007 senesinden sonra zorunlu eğitim okullarda 10 sene ve Üniversitelerde de 5 sene olmuştur. Ülkede Magtymguly Devlet Üniversitesi ve Türkmenistan Bilimler Akademisi,Türkmen - Türk Üniversitesi ve diğerleri mevcuttur. Tüm Türk Devletlerinde olduğu gibi Türkmenistan'da da çok sayıda Türk Okulu bulunmaktadır. Bu okullar Türkmen - Türk ilişkilerinin gelişmesinde büyük etkenlerdendir.

Türkmenistan’da zorunlu eğitimin 11 veya 12 yıla çıkartılması hedefleniyor. Ülkede zorunlu eğitim süresi 10 yıldır.

Türkmenistan’da zorunlu eğitimin 11 veya 12 yıla çıkartılması hedefleniyor. Ülkede zorunlu eğitim süresi 10 yıldır.

Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov başkanlığında yapılan toplantıda, ülkedeki eğitim sistemi konusu ele alındı. Türkmen lider, Milli Eğitim Bakanı Gülşat Mammedova’dan zorunlu eğitimin 11 veya 12 yıla çıkarıltılması yönünde dünya tecrübesinin araştırılmasını istedi.

Türkmen lider, eğitim sisteminin güçlendirilmesi için çalışacaklarını kaydederek, kalifiyeli öğretmenlerin yetişdirilmesine önem verileceğini belirtti. Üniversitelerde ve enstitülerde orta okul öğretmenleri için özel kursların açılması gerektiğini söyleyen Berdimuhamedov, okullara yüksek teknolojilerin getirilmesi yönünde çaba gösterileceğini bildirdi.

Türkmenistan’da 10 yıl ve bedava olan zorunlu eğitime 7 yaşta başlanıyor. Ülkede 2007 yılından önce zorunlu eğitim 9 yıla indirilmişti. Berdimuhamedov’un 2007 yılında göreve gelmesiyle hayata geçirdiği eğitim reformu sonucunda 9 yıla indirilmiş olan ilk ve orta öğretim süreci tekrar 10 yıla çıkarıldı.

Dünyadaki ülkelerin büyük çoğunluğu, uzun süreli zorunlu eğitimi tercih ediyor. Dünya genelinde 197 ülkenin 60'ında zorunlu eğitim süresi 8 yıl ve daha az süreler içerirken, 130'unda 9-12 yıl arası ve 7'sinde ise 13-14 yıllık eğitim veriliyor.


Türkmenistan Cumhurbaşkanı Saparmurat Türkmenbaşı'nın "2010 Yılına Kadar Olan Dönemde Türkmenistan'da Sosyal Ekonomik Dönüşüm Stratejisi"1 adlı milli programının kabul edilmesi yeni onyılda ülke ekonomisinin öncelikli sorunlarını çok net şekilde belirlemiştir. Artık bir yıl boyunca başarıyla yerine getirilen Ülkenin Yeni Milli Kalkınma Programı, Saparmurat Türkmenbaşı tarafından yazılan "Ruhname"2 ile birlikte Türkmenistan'ın kalkınmasında milli stratejik bir program olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu yüzden Cumhurbaşkanı Türkmenbaşı, 24 Mayıs 1999 yılında ülke yöneticileriyle yaptığı toplantıda özellikle vurgulamıştır: "XXI. yüzyıl eğitim yüzyılıdır. Bu gerçekliği kavramadan edindiğimiz amaçlara bir adım bile yaklaşamayız." Yeni politikanın eğitim alanındaki başlıca amacı ise önceden Cumhurbaşkanı tarafından bizzat belirlenmiştir: "İlan ettiğim yeni eğitim politikasının başlıca amacı Türkmenistan'ı gelişmiş ülkeler düzeyine çıkarmaktır." O ayrıca şunu da vurgulamaktadır: "Bir bağımsız devlet olarak Türkmenistan'ın bundan sonraki gelişimi daha çok ülkede yürütülen eğitim politikasına bağlı olacaktır."


TÜRKMENİSTAN'A ÖZGÜ YEMEKLER

Orta Asya’daki diğer Türk boyları gibi Türkmenlerin beslenme ve mutfak geleneklerini belirleyen ana unsur yüzlerce yıl öncesine dayalı göçebe-bozkır kültürüdür.
Bugün Türkmenler Uluğ Türkistan’ın merkezinde, Türkmenistan’da, Tacikistan’da, Özbekistan’da, Karakalpakistan’da, Kazakistan’da, Hıtay’da, Afganistan’da, İran’da, Suriye’de, Stavropol’da, Astraganda ve ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde geniş bir coğrafyada yaşamaktadırlar.
Bütün Türk boylarında olduğu gibi Türkmenlerde ekmeğin çok önemli bir yeri vardır. Başlıca ekmek çeşitleri mayalı hamurdan yapılan çörek, mayasız olarak yapılan petir, yağlı petir ve külçedir. Ekmek tüketimi yemeğe oranla çoktur. Ekmekten sonra etli, sütlü ve pirinçli yemekler gelir.
Tandır, Türkmenlerin ekmek pişirdikleri ocaktır. Bu her evde vardır. Herkes ekmeğini evinde pişirir. Tandırda ekmek pişirilirken misafir gelirse, misafire ekmek ikram edilir. Misafir ekmeği iki eliyle koparmalıdır. Tek elle koparmak günah sayılır. Ayrıca ilk pişen ekmeği de kimseye vermezler.
Hamuru hazırlamak için önce “kendirik” denilen bir dokuma üzerine un kepeğinden ayrılmak için elenir. Elekten geçirilen un, tepsi biçiminde “hamir çanak” denilen tahta bir kap içine konulup; su, tuz ve maya ile yoğrulur. Ekmeğin daha iyi pişmesi için ”dürtgüç” denilen, ucunda birkaç çivi bulunan aygıtla hamur üzerinde delikler açılır.
Ekmek, yemek yanında yenildiği gibi; ekmekten et, süt ve türevleriyle çeşitli yemekler de pişirilir.
Türkmenler konukları geldiğinde ya da karşılıklı ziyaretlerinde öncelikle çay ikram ederler. Bu genelde yeşil çaydır. Çay, “çeynek” adı verilen özel kaplarda içilir. Çay kış aylarında olduğu kadar, yaz aylarında da harareti gidermesi özelliğiyle çokça tüketilir.
Kış sonunda hayvanların yavrulamasıyla başlayan; bahar, yaz ve güz aylarında çoğalan süt ve sütten yapılan yiyecek ve içecekler Türkmen mutfağında önemli bir yere sahiptir. Bunlar arasında katık, goyutmak (ağız), çal, ayran, gaymak, süzme (torba yoğurdu), gurt ilk akla gelenlerdir.
Göçebe-bozkır kültürünün özelliği olarak sürün türevlerinden yapılan yiyecekler, özel işlemlerden geçirilerek kışlık olarak da hazırlanır.
Göçebe-bozkır hayatında önemli bir yeri olan avcılık Türkmenlerin mutfak kültürü ve beslenmesini büyük ölçüde etkilemiştir. Etinden yararlanılan başlıca av hayvanları şunlardır:
Keklik, yaban ördeği, yaban kazı, ceylan, geyik, tavşan, barak, balık vb.
Sebze üretimi son yıllarda oldukça gelişmiştir. Bunlardan başlıcaları domates, patates, kelem (lahana), biber, patlıcan, kabak, hıyar, havuç, soğan, sarımsak ile kavun ve karpuzdur. Sebzeler mevsiminde taze olarak yenildiği gibi, kış için kurutmaları da yapılır.
Turfanda sebzecilik yok denecek kadar azdır. Aileler yetiştiremedikleri sebze ve diğer ürünleri pazardan ya da komşu yerleşmelerden satın alırlar.
Geleneksel Türkmen mutfağında hayvani yağlar hâkimdir. Sade yağ, kuyruk yağı ve iç yağı en çok tüketilen yağ çeşitleridir. Son yıllarda pamuk yağı tüketimi oldukça artmıştır.
Kırsal kesimde yaşayan Türkmenlerde mutfak genellikle oturulan evin dışında ayrı bir yapıdır. Bu bir odalık hacimdir.
Mutfakta kap kacağın bulunduğu dolap ve raflar, yemeklerin pişirildiği ocak ve su kaplan ile kuru erzak torba ve küpleri bulunur. Yemek oturma odasında olduğu gibi, mutfakta da yenilebilir.
Tandır mutfağın ve evin dışında emniyetli bir yerdedir.
Yemekler yere serilen, “saçak” adı verilen yer sofralarında yenilir. Ailede evin bütün fertleri özellikle akşam yemeklerinde bir arada olurlar. Yemeğe önce evin en büyük erkeği başlar. Bu dede ya da babadır. Yemeğe besmele çekilerek başlanır, yemek sonunda dua okunur. Sofradan erken kalkmak zorunda olanlar, mutlaka sofrada bulunan en yaşlı kişiden izin alır.

Türkmenistan Türkleri arasına kısa bir süre de olsa katılarak gözlem tekniğiyle yaptığı derlemelerde Dr. Yaşar Kalafat1aşağıdaki hususları tespit etmiştir:
“Türkmen toylarında, ikram esnasında bir tek tabak taşınmaz, iki tabak taşınır. Tabak bir tane ise iki elle tutulur. Böylece, “düğünde, toyda bolluk olsun, yine yeni toylar olsun” denmiş olur. Cenaze merasimlerinde yapılan ikramlarda ise, ikram tabakları tek elle taşınır veya tabaklar tek tek taşınırlar. Bununla da verilmek istenilen mesaj, “Başka ölüm olmasın, toplu ölüm olmasın, sırasız ölüm olmasın” din.
Türkmenlerde cenazelerde çay kâseleri doldurulmaz, yarım bırakılır. Gelen misafirler uğurlanmaz, gelen misafir biraz tuz tadar, dua eder ve çok oturmadan ve doğrudan kendi evine döner.
Türkmen Türklerinde, toyda yemek yenildikten sonra tabaklar sofradan kalkmadan dua edilir. Yas yemeklerinde ise, tabaklar kalktıktan sonra dua edilir.
Türkmenlerde gelin yeni evine gelince; gelinin sağ elini sarı yağa, sol elini soğuk una batırma uygulaması yapılır. Böylece o gelinin, yeni ocağına bereket getireceğine inanılır.
Tuz ve ekmek rızkın çeşmesidir. Onları yere bırakmak, üstüne basmak günah sayılır. Türkmenler, yeni bir eve giderken her şeyden önce tuz götürürler.
Türkmenlerin toy, bayram vb. belli günlerinde yaptıkları yemekler; etli çorba, pilav, çörek ile mevsime göre, kavun, karpuz ile söğüş sebzelerdir.
Türkmenistan’da yaşayan Türkmen boylarının özel gün yemekleri içerisinde toy yemeklerinin önemli bir yeri vardır. Başlıca toylar: Doğum toyu, saç toyu, gelin toyu ve ak toydur.
“Doğum toyu, çocuk dünyaya gelince yapılır. Daha ziyade erkek çocuğun toyu görkemli olur. Bu toy için hazırlanmış özel ikramda; patrak (mısır patlağı), haşlanmış buğday, küncü (çörek otu), toy nanı (düğün ekmeği) vardır. Bunlardan; nan (ekmek) çocuğun ekmeği bol, sofrası bereketli olsun, küncü (çörek otu) naharı (yemeği) yayan olmasın, patrak (mısır patlağı) ise, yolu ak olsun, geleceği parlak olsun diye sofraya konulur.”1
Yemekleri arasında “katıklaş” (katıldı aş) denilen sulu et başta gelir. Bu yemeğe az miktarda pirinç koyarlar. “Çektirme” bir nevi etli pilav olup, genellikle misafirler için pişirilir. “Kurma” yani kavurmayı ise, eti kuşbaşı halinde doğrayıp, kendi yağında kavurmak suretiyle ekmekle yerler. Kavrulmuş kurma ya bir kap içinde, ya da “karın” içinde saklanır. Karın, koyun işkembesi olup, içine konulan kavurma bozulmadan uzun müddet dayanır.”
Eti uzun zaman muhafaza için bazen de tuzlarlar. Buna ise “kakmaç” adı verilir. Kakmaç, kemiğinden ayrılmış et olup, et ince ince dilimlenip, tuzlanıp, güneşte kurutulur ve saklanır. Çektirme pilavı veya katıklaş pişirecekleri zaman birkaç parça çıkarıp kullanırlar.
Türkmenlerin “undan mamul tatlıları birkaç çeşittir. Biri “külçe” olup, unu süt ve yumurta ile karıp, hamur halinde tandırda pişirirler. Aynı şekilde hamurdan bir cins ekmek de pişirirler ki, buna ise “katlama” denilir. Katlamanın hamuru “oklav” denilen oklava ile kalınca bir şekilde açılıp, üzerlerine şeker serpilip, üst üste konularak tavada yağda kızartılır. Katlamanın bir başka şekli ise daha ince açılmış olup, “ekmek” diye adlandırılmaktadır. Katlama bir tane olarak yağda kızartılmış ve şekerlenmiş ise buna “possuk” denilir. Daha ziyade çocuklar için pişirilen yine unlu bir tatlıları vardır ki, “pişme” adı verilen bu tatlının hamuru ceviz veya fındık büyüklüğünde, tavada yağda kızartılır.
Türkmenlerin milli mutfağı 70 yıl süren SSCB’ye bağımlı dönemde asli karakterinden bazı özellikleri kaybetmiş, başta Ruslar olmak üzere komşu kültürlerden etkilenmiştir. Bu etkileşim sürecinde özellikle teknolojiye dayalı bazı yeni değerlerin Türkmen mutfağına girdiği tespit edilmiştir.
Ayrıca, Türkmenler arasında yeni yılın başlangıcı sayılan Nevruz coşkuyla kutlanırdı. Nevruz’da “Yedi taham” adında özel bir yemek pişirilirdi.2
Diğer Nevruz yemekleri: Nevruz köçe (buğday yarmasından), Nevruz yarma, yeni göğeren yeşil (gök), buğdaydan semeni (Semenek). İnsanlar imkânlarına göre şirin tağamlar hazırlarlar ve komşularına “gonşi okara” verirler.

Türkmen Yemeklerinden 
Örnekler
Kelleba Şayak Gaynatması
İçindekiler:
Kelle (koyun, keçi, dana)1 Adet
Ayak4 Adet
İşkembe1 Adet
Kuru soğan3 Orta Boy
Domates5 Orta Boy
TuzYeteri kadar
Yapılışı
  1. Kelle, ayak ve işkembe itina ile temizlenir, yıkanır.
  2. Büyük bir tencereye su doldurulur. Biraz ısındığında kelle, ayak ve büyük parçalara bölünmüş işkembe konur. Kaynatılır, üzerinde oluşan köpükler alınır.
  3. Soğanlar bölünerek ya da bütün olarak konur. (Bütün olarak konduğunda piştikten sonra çıkarılması uygun olur.)
  4. Domates de bütün olarak konulur.
  5. Etler pişinceye kadar kısık ateşte uzun süre kaynatılır.
  6. Ateşten indirileceğine yakın yeteri kadar tuz konur.
  7. Çorbası ve etleri ayrı olarak servis yapılır.
Not:
  1. Kalan çorba kaynatılıp koyulaştırılır. Üzerine sarımsak, maydanoz, karabiber konarak içilir. Kemiklerin kuvvetlenmesi için ayda bir kere bu çorbanın içilmesi önerilmektedir.

Balık Tamdırlaması
İçindekiler
Kepir balığı (Hazar Denizi’nden)1 Adet (4- 5 Kg.)
Patates1 Büyük Boy
Kuru soğan1 Büyük Boy
Kuru üzüm3 Yemek Kaşığı
Kaysı kurusu5- 6 Adet
TuzYeteri kadar
Karabiber1 Yemek Kaşığı
Yapılışı:
  1. Kepir balığı keskin bir bıçakla ortasından baş kısmı muhafaza edilerek kesilir. Solungaçları ile yüz- geç ve kuyruğunun ucu kesilir. İçi ayıklanarak yıkanır. İyice tuzlanır. Dış kısmının pulları temizlenmez. (Temizlenince dış kısmı pişirilirken yanar)
  2. Küp şeklinde kesilmiş patates, doğranmış kuru soğan, kuru üzüm, kaysı kurusu ve karabiber karıştırılarak balığın içine doldurulur. Balığın karnı içerisindekiler dökülmeyecek şekilde dikilir.
  3. Uygun bir tel balığın solungaçlarından ve üzerinden geçirilerek tandırın üzerindeki köze konur. Tamdır kapatılır. Yarım saat sonra balık ters yüz edilir, bir, bir buçuk saat daha bekletilerek dışarıya alınır, sıcak olarak servise verilir. Yanında kuru soğanla yenilir.
Şişlik
İçindekiler:
Kemiksiz dana eti1 Kg.
Kuru soğan3 Orta Boy
Sarımsak1 Baş
TuzYeteri kadar
Karabiber1 Tatlı Kaşığı
Sirke ya da nar ekşisi1 Tatlı Kaşığı
Maydanoz½ Demet
Dereotu½ Demet
Taze soğan10 Adet
Yapılışı:
  1. Et kuşbaşı büyüklüğünde doğranır.
  2. İnce doğranmış soğan, sarımsak, tuz ve karabiberle karıştırılır. Üzerine çok az sirke damlatılır, ya da nar ekşisi gezdirilir. Serin yerde üzeri kapatılarak 5- 10 saat bekletilir.
  3. Etler şişlere dizilir, ateşte pişirilir.
  4. Servis yapıldığında üzerine ince doğranmış maydanoz, dereotu, taze soğan konur.
not:
  1. Pirzoladan da aynı şekilde pirzola şişliği yapılır.
  2. Nar ekşisi olmadığında limon kullanılabilir.

Petir Çörek
İçindekiler:
Un2 Kg.
Su (ılık)Aldığı kadar
TuzYeteri kadar
Yapılışı:
  1. Un, su ve tuzla sertçe bir hamur tutulur.
  2. 10- 15 dakika dinlendirilir. Parçalara bölünür. Oklava ile oval ya da yuvarlak şekilde açılır.
  3. Dürtgüç ya da bir çatalla üzeri delinir.
  4. Kızarması için üzerine yoğurt ya da ayran sürülür.
  5. Tamdır yoksa fırında da pişirilebilir.
Not:
  1. Geleneksel olarak düğünlerde yapılır.
  2. Hamur hazırlanırken içine 250 Gr. eritilmiş margarin konarak hamur tutulur ve yukarıdaki işlemler aynen yapılır. Bu takdirde Yağlı Petir adını alır.


Türkmen Pilavı
İçindekiler:
Pirinç4 Su Bardağı
Kemiksiz et500 Gr.
Sıvı yağ (çiçek yağı) 1 Su Bardağı
Kuru soğan4 Orta Boy
Havuç½ Kg.
TuzYeteri kadar
Yapılışı:
  1. Kemiksiz et kuşbaşı doğranır, soğuk suda yıkanıp tuzla karıştırılır.
  2. Sıvı yağ iyice ısıtılır, etler hafif kavrulur, üzerine ince soğan doğranır, soğan pembeleştikten sonra kibrit çöpü şeklinde kesilmiş havuçlar konur, üçü bir arada kısık ateşte kavrulur. Havuçlar iyice yumuşadıktan sonra kaynamış su konur, açık olarak 15 dakika daha kaynatılır.
  3. Pirinç ayıklanır, soğuk suda yıkanır, kaynayan tencereye konulur, tenceredeki suyun pirincin iki parmak üzerinde olması lazımdır. Gerekirse sıcak su ilave edilebilir.
  4. Normal ateşte suyu çekilinceye kadar pişirilir. Suyu çekilmeden önce tuz konur. Suyu çekildiğinde kapak sıkıca kapatılıp ateş kısılır. 10- 15 dakika sonra kepçe ile sadece üzeri karıştırılır, tekrar kapatılır. 20 dakika daha demini alması için beklenir.
Not:
  1. Türkmenlerin eski zamanlardan gelmiş çok lezzetli yemeklerinden biridir. Nevruzda, bayram ve düğünlerde yapılmaktadır.
  2. Tavuk etinden de yapılabilir.
  3. Özel günlerde yapıldığında kuru üzüm ya da kuru kayısı konulabilir.
  4. Bu palavda pirincin iyi kalite olması şarttır.

Semeni
İçindekiler:
Buğday1Kg.
Un5Kg.
Su5 Litre
Yapılışı:
  1. İri buğday ayıklanır, yıkanır, büyük bir kapta üzerine su doldurulup oda sıcaklığında bekletilir.
  2. Buğday iyice şişer, başka kaplara bölünür, her gün sulanır, 6- 7 günde çimlenir.
  3. Çimlenmiş buğday soku içinde tokmakla dövülür. Mümkün değilse kıyma makinesinin ince gözünden geçirilir.
  4. Macun haline getirilen buğdayın sıkılıp suyu alınır. Tekrar dövülür ya da makineden geçirilip tekrar sıkılır.
  5. Bir kaba iyi su konur, buğdaydan çıkarılan suyun 2,5 litresi un ile karıştırılır. Pütürlü olmaması için un yavaş yavaş konur. 1 Kg. buğdaya 5- 6 Kg. un hesabıyla konur.
  6. Normal ateşte bu unlu su karıştırılır sonra kısık ateşe verilir, kaynatılır.
  7. Semeninin rengi pembeleşmeye başladığında iyi sudan konur. 10- 15 dakika kaynatılır, dibine yapışmaması için zaman zaman karıştırılır, soğuk yenir.
Not:
  1. Nevruzda yapılmakla birlikte istendiğinde kışın ve sonbaharda da pişirilebilir.

TÜRKMENLERDE GİYİM KUŞAM


      TÜRKMENLERDE GİYİM KUŞAM   

Türkmenlerin milli kıyafetlerinin binlerce yıllık geleneklere sahip olduğu pek çok tarih kaynaklarında belirtilmiştir. Arkeologlar ve sanat tarihçileri, günümüzdeki Türkmen kültürü ile birkaç bin yıl önce ortaya çıkan uygarlıklar arasında ilişki kurmaktadırlar. Türkmen topraklarında M.Ö. 4. yüzyıllarda kurulmuş olan  Margiana kentinde yapılmış olan kazılarda bulunan heykelciler üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, bunların üzerindeki nakışların, desenlerin Türkmen milli kıyafetlerine çok benzediği ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca eski ve yeni Nusay kentlerinde, Murgap vadisinde bulunan eski Kişman kentinde, Şehrislam kentinde yapılan kazılar sonucunda günümüz milli kıyafetlerine çok benzeyen kalıntılar bulunmuştur. Türkmen milli kıyafetleri söz konusu olduğunda değişik dönemlerin tarihi ve arkeolojik kaynakları bunun lehinde birçk bağlantılar ortaya koymaktadır.
        Türkmen milli kıyafetlerinin içinde en dikkat çekenlerden biri erkeklerin başlarına giydiklerie  “Silkme Telpek”tir. “Silkme Telpek” yünü kesilmemiş tuzu derisinden yapılıp, dış şekli bakımından çeşit çeşittir. “Silkme Telpek”, Türkmenistanın iklim ve hava koşullarına uygun olup siyah veya beyaz renklidir. Genellikle yaşı büyük olanlar siyah, gençler ise beyaz telpek giyerler.
Bir başka başlık türü de genç kız ve genç erkeklerin giydiği nakışlarla süslenmiş “Tahya (Börk)” dır. Dış görünümü ve süslemeleri bakımından genç kızların giydikleri “Tahya”lar, erkeklerinkinden belirgin bir biçimde ayrılır. Ayrıca her Türkmen boyunun kendine özgü süsleme biçimi de dikkatleri üzerine çekmektedir. “Tahya”yı genellikle genç kızlar, gelinler dikerler. Geleneklere göre yeni gelen gelin kocasına, kayın pederine ve o evdeki diğer erkeklere kendi diktiği “Tahya”ları getirir. Türkmen kıyafetlerinin özgün yönlerinden biri de kırmızı rengin daha yaygın olmasıdır.        
            Türkmen erkeklerinin giydiği “Gırmızı Dor” (Bir nevi kaftan), yalnızca bir kıyafet  olmayıp  bununla  beraber  milliliğin  bir sembolüdür. Bu nedenle,  herbir Türkmen evinde “Gırmızı Don”un bulunması zorunlu sayılmaktadır. Türkmen gelinlerinin ve kızlarının milli kıyafetleri, özellikle düğün kıyafetleri özgünlüğü, milliliği, güzelliği ile görenleri hayran bırakmaktadır. Türkmen gelinlerinin giydiği “Çırpı”, “Kürte”, “Gınaç”, “Keteni Köynek” (bir nevi fistan) süsleri bakımından sanat derecesinde olan el işlerinin örnekleridir. Kırmızı ve yeşil renkli “Kürte”ler güzelliği ve muhteşemliği bakımından dikkat çekicidir. “Kürte”, özellikle düğün için amaçlanan milli kıyafet olup, kırmızı “Kürte”yi kızlar yeni evlendiğinde, yeşil “Kürte”yi ise babası evine ilk olarak gidip döndüğünde giyerler.
Bütün bunlardan, Türkmenlerin kültürel açıdan büyük bir zenginliğe sahip olduğu sonucu çıkarılabilir. Türkmen kadınlarının elişleri, onların milli nakışlarla süslenişi bir senfonik müzik eserini hatırlatmaktadır.
           Bunları el emeği ile dikmiş ve süslemiş gelinlerin ve kızların ustalığı, sabrı ve yeteneği hiçbir şeyle karşılaştırılamaz. Türkmenlerin milli giyimleri, yüzyıllardan bu yana, birçok ayrı kültürün bu çoğrafyayı zorlamasına rağmen orijinalliğini kaybetmeden günümüze ulaşmıştır.
         Türkmen erkeğinin ak veya kara telpeği, yakası işlemeli uzun gömleği, ağı geniş pantolon ve kaftanı bugün de modern giysilerin yanında zaman-zaman kullanılmaktadır. Kadınların kolları ve yakaları motifli uzun elbiseleri, boydan boya tek parça halinde bileklerine ve topuklarına ulaşırken, saçlarını örüp uçlarına da çeşitli süsler takan kızların başlarında bir başörtüsü bulunmaktadır. Elbiseler, kırmızı, yeşil, mor ve mavi gibi canlı renkli kumaşlardan dikilmektedir. Geleneksel Türkmen giysilerinin kesimleri, Türkmenistan’daki yaşama tarzını ve iklim şartlarını yansıtmaktadır. Bu giysilerde işlemeler önemli yer tutar. Kadınların milli giysileri süslemelerin yanı sıra işlemelerle de bezenmiştir. Erkek giysileri de işlemeli olup kadın giysilerine göre daha sade ve basittir. Nakış işlemeleri sadece elbiselerin üzerine değil, masa örtüleri, mendiller, çantalar, eyer takımları, dutar kılıflarında da görülebilmektedir. Türkmenlerin milli kadın ve çocuk giysileri her zaman süslü ve değerli taşlar, incik-boncuklarla tamamlanmıştır. Süslemecilik sadece kıyafette kalmayıp, kılıç ve hançer kabzaları, kırbaç gibi eşleler da yaygın olarak değerli taşlarla süslenmiştir. Eski zamanlarda süslemeler, bunları kullananların yaşları, aile ve tayfa (oymak) özellikleri, sosyal durumlarının ifadesi olarak değişiklik gösterirdi. Bu süs ve takılar, zaman içinde boydan boya da farklılıklar göstermiştir. Bir kadının evli veya bekar olduğu, hangi tayfaya mensup bulunduğu kıyafet veya süslemelerinden belli olurdu. Bu gelenek halen günümüzde de yaşatılmaya, korunmaya çalışılmaktadır.

























TÜRKMENİSTAN


Orta Asya'da bulunan bir Türk Devleti. Kuzeyinde Kazakistan, doğusunda Özbekistan, güneyinde İran ve Afganistan, batısında Hazar Gölü yer alır. 
Orta Asya ülkelerinden olan Türkmenistan güneyden İran, batıdan Hazar denizi, kuzeyden Kazakistan, kuzeydoğudan Özbekistan, güneydoğudan Afganistan'la çevrilidir. En yüksek yerleri Kugintau Dağı (3319 m.) ve Kopet Dağı (2942 m.)'dır. Hazar Denizi'nin hemen yanıbaşında yer alan ve tuz yönünden zengin olan Karaboğaz Gölü, Türkmenistan toprakları içinde yer alır. Türkmenistan akarsu yönünden fakirdir. Atrek ırmağının bir bölümü Türkmenistan'ın içinde yer almaktadır. Tecen ve Murgap adlı akarsuları Karakum çölü içinde kaybolmaktadır. Amu Derya ırmağının çok az bir kısmı Türkmenistan sınırları içinde yer alır. Bunun dışında önemli bir akarsuyu yoktur. Ancak su ihtiyacının karşılanması için 900 km uzunluğundaki Karakum kanalı yapılmıştır. Bu kanal güneydedir. Topraklarının beşte dördünü Karakum çölü kaplamaktadır. Güney kısmında Kopet dağ kütlesi ve yaylalar yer alır. Topraklarının % 3.5'i tarım alanı, % 17'si otlak, kalanı ya kısmen otlak olarak kullanılabilen çöl veya tamamen çöldür. Türkmenistan'a kurak ve sıcak bir iklim hakimdir. Yaz aylarında sıcaklık bazen 50 dereceye kadar çıkar. Kış aylarında ise bazen -25 dereceye kadar düştüğü olur.









Şehirler















Etnik Yapı

Yerli halk olan   nüfusun %98'ini oluştururlar. Dilleri   ve   çok benzer. %2'si Rus ve diğer etnik unsurlar oluşturuyor. Rusların sayısı 100.000 'in altındadır. 

Tarihi

Türkmenler, altıncı yüzyıldan itibaren Göktürklerin idaresinde toplanan Türk kabilelerinden bir kısmı gibi kendi aralarında birlik kurarak Tula-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz kağanlığını meydana getirdiler. Göktürk kağanlığının; Kutluğ tarafından 682'de ikinci defa kurulmasından sonra Göktürkler hakimiyetlerini kabul etmeyen Türkmenler üzerine yürüdüler. Tula Irmağı kıyısında yapılan savaşta Türkmenler yenildiler. Fakat, Göktürklerin hakimiyetini kabul etmediler. İlteriş Kağan, Türkmenler üzerine birçok sefer daha düzenledi ve Baz Kağanı öldürdü. Türkmenlerin merkezi Ötüken ve çevresini ele geçirdi. Bu yenilgi karşısında İlteriş Kağan'ın hakimiyetini kabul etmek mecburiyetinde kalan Türkmenler, Göktürklerin Kırgız Seferine katıldılar. Daha sonra Göktürklere isyan eden Türkmenler birçok savaşta mağlup olunca Çin taraflarına göç ettiler. Bir müddet sonra yurtlarına döndüler. 
Uygurlara yardım ederek Göktürklerin yıkılmasını sağladılar. Türkmenler, Uygur Devletinin dayandığı başlıca boylardan biri oldu. Fakat zaman zaman Uygurlara karşı da isyan etmekten geri durmadılar. Uygurların yıkılmasından sonra batıya göç ederek Sir Derya (Seyhun) kıyılarına ve onun kuzeyindeki bozkırlara yerleştiler. 

Türkmenler onuncu asırdan itibaren göçebe hayatı yanında yerleşik bir hayat sürmeye de başladılar. Bu asrın başlarında Oğuzlar, Maveraünnehr çevresine yerleşip Yabgu denilen hükümdarların idare ettiği bir devlet kurdular. Türkmenlerin bu sırada başşehirleri Sir Derya kıyısındaki Yeni Kent idi. Yabgu Devleti zamanında Türkmenler Üçok ve Bozok diye ikiye ayrıldılar. 

Onuncu asrın sonlarında İslam dinini kabul ederek iyice güçlenen Türkmenler, komşuları Peçenekler ve Hazarlarla savaşarak onları yendiler. İslam dinini kabul eden ve Selçuklu hakimiyetine giren Türkmenler, Oğuz Yabgu Devleti hükümdarının kendilerine kötülük yapacağından çekinerek, İslam diyarı olan Horasan'a göç ettiler. Maveraünnehr'de kalan diğer Türkmen boyları da Kıpçakların hücum ve baskıları neticesinde dağıldılar ve Türkmen Devleti yıkılmış oldu. Yerlerinde kalan Oğuzlar ise Karacuk Dağları bölgesinde, Mankışlak'ta ve Sir Derya Nehri kıyılarında yerleştiler. Daha sonra Karahıtayların ve Karlukların baskısı neticesinde Selçuklulara tabi oldular. 

Türkmenlerin birçoğu Selçuklular devrinde yerleşik hayata geçtiler. On birinci yüzyılın ikinci yarısından itibaren akın akın İran, Irak, Anadolu ve Suriye'ye doğru yayıldılar. Gittikleri yerlerde doğruluğun, adaletin, ilmin ve medeniyetin müdafiliğini yaptılar. İnsanlara hizmet etmek, ilmin ve medeniyetin yayılmasını sağlamak için pekçok cami, medrese, kervansaray, hamam ve köprüler yaptırdılar. 

Mankışlak ve Sir Derya Nehri kıyılarında kalan Türkmenler o havalinin askeri istila yolları üzerinde olmamasından, on yedinci asrın ortalarına kadar daha rahat ve müstakil bir hayat yaşadılar. Fakat 1639 ve 1700 yıllarında, bilhassa Kazaklara indirdikleri darbeyle Orta Asya'nın Rus istilasına açılmasına sebep olan Moğol asıllı Kalmukların hücumlarına uğradılar. Mankışlak bölgesinde yaşayan o devir Türkmen boylarının en büyüğü ve kuvvetlisi olan Teke Türkmenleri Kopet Dağı bölgesine çekildiler. Orada diğer Türkmen boylarıyla birleşerek kuvvetlendiler. Bu Türkmen boyları Türkmen-Özbek işbirliğinin ayakta tuttuğu Hive Hanlığına vergiyle bağlandılar. İran'da hakimiyeti eline geçiren Afşar Türkmen beylerinden Nadir Şahın Orta Asya hanlıklarını işgal ettiği devrelerde de onun hakimiyetini kabul ettiler. 

Nadir Şahtan sonra bir müddet İran ve Hive Hanlığının baskı ve hücumlarına maruz kalan Türkmenler, 1835'ten itibaren Merv bölgesine doğru yayılmaya başladılar. Daha sonra İran ve Hive Hanlıkları tekrar Türkmenlere saldırılara başladılar. Türkmenler 1855'te Hive ordusunu ağır bir mağlubiyete uğratarak, Hive Hanlığı saldırılarından kurtuldular. Ancak, Türkmenistan üzerinde hak iddia eden İran saldırıları onları zor durumda bıraktı. Sulh isteyen Türkmenler karşısında, savaşı kazanacağından emin olan Hasan Mirzan, 30.000 kişilik ordu 33 top ile Türkmen topraklarında ilerlemeye başladı. Bu sırada Türkmenlerin başında bulunan Hurşid Han, diğer Türkmen boylarından yardım istedi ve zaman kazanmak için Karakum Çölüne çekildi. Kuvvetlerini bir araya toplayıp, ikmal yollarını kesen Hurşid Han, İran ordusunu büyük bir mağlubiyete uğrattı. Böylece Türkmenler tam manasıyla istiklallerini kazandılar. Halkının refahı için çalışan Hurşid Han, kurduğu barajlar ve açtırdığı kanallarla Türkmen topraklarını münbit bir hale getirdi. 

Ağır mağlubiyetin ardından bir müddet Türkmen topraklarına saldırmayan İran, daha sonraki saldırılarda da başarı elde edemedi. Rusların Orta Asya'ya doğru istilalarını hızlandırdıkları devirde, İranlıların yaptıkları hücumlar Türkmenlere oldukça büyük zarar verdi. 

Türkmenlerle Ruslar arasındaki ilk münasebet on dokuzuncu asrın ilk yarısında, Rusların İranlılara karşı kazandıkları başarılar sonunda Hazar Denizindeki Aşura'da bir üs kurmalarından sonra (1846) başlamıştır. Ruslar 1859'da Hazar'ın doğu sahillerinde bir kale kurduktan sonra, Türkmenlere karşı askeri seferler düzenleyerek, pekçok Türkmen yerleşme merkezini tahrip ettiler. Osmanlı-Rus (1877/1878) Harbi üzerine Türkmenler üzerine gönderilen Rus birlikleri Kafkasya'ya çekildi. Osmanlı ordusunun mağlubiyeti, Türkmenler üzerinde çok kötü tesir yaptı. Bazı devlet ileri gelenleri Ruslara teslim olmayı teklif ettiler. Yapılan toplantılar neticesinde Türkmen ileri gelenleri kanlarının son damlasına kadar Ruslarla savaşma kararı aldılar. Ruslar Türkmenistan'ı ele geçirmek için büyük harekat başlattılar. Birçok kaleyi ele geçiren Rus birlikleri Göktepe'de ağır bir mağlubiyete uğradılar. Göktepe'deki bu Türkmen başarısı Rusların o ana kadar Orta-Asya'daki yenilmezlik vasıflarını yıktı. 

Ruslar, 1881'de Göztepe'yi ele geçirmek üzere takviye birlik alarak saldırdılar. Uzun süren savaşlar neticesinde Göktepe Rusların eline geçti. Rus kumandanı Skobelev, yayınladığı bir bildiriyle, Türkmenlerden Rus çarının hakimiyetini kabul etmelerini istemişse de bunun cevapsız kalması üzerine, harekata devam ederek Aşkabad'a kadar olan Türkmen topraklarını işgal etti. Ruslar, Aşkabad'dan sonraki ilerlemelerini İngilizlerin baskıları ile durdurdular. 

Türkmenistan'daki Rus idaresi ve sömürüsü işgal ettikleri diğer Türk memleketlerinden farklı olmayıp, yalnız daha sıkı bir şekilde denetimleri altında tutmak olmuştur. Toprakların verimli kısımları Türkmenlerin ellerinden alındı. Yirminci asrın başlarında diğer Türk memleketlerinde olduğu gibi Türkmenistan'da da fikri ve siyasi bir uyanış başladı. 1916'da Rus yönetimine karşı başlayan ayaklanmaya Türkmenler etkili bir şekilde katıldılar. 

1917 Rus Devrimini takip eden iç savaş neticesinde, savaşı kazanan bolşevikler, bütün Türk illerindeki kurtuluş hareketlerini önledikten sonra Türkmenistan'daki milli ayaklanmayı da bastırdılar. Aşkabad'ın temmuz 1919'da, Krosnovodsk'un da Şubat 1920'de düşmesinin ardından bölgede bolşevikler yönetimi ele geçirdi. 

1924'e kadar Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ismiyle anılan Türkistan, 1924'te yapılan idari değişiklikle Sovyetler Birliğini meydana getiren 15 Cumhuriyetten biri haline getirildi. 

Sovyetler Birliğinde başlayan reformlar, Türkmenistan'da da köklü değişikliklere sebep oldu. Ülke yeni bir siyasi ve ekonomik döneme girdi. Türkmenistan, 22 Ekim1991'de bağımsızlığını ilan etti. Aynı sene Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı. 

Fiziki Yapı

Türkmenistan topraklarının beşte dördünü Karakum Çölü kaplar. Güneyinde yer alan Kugitang ve Kopet dağları, Pamir, Altay sıradağlarının kollarıdır. Kopet Dağları İran'la olan tabii sınırı da çizer. Ülkenin kuzey doğusunda Küçük (772 m), Büyük Balkan (1880 m) ve Krasnovods (308 m) yaylaları, bulunur. Kugitang Dağlarının en yüksek noktası 3319 metredir. 

Ülke coğrafi yapısından anlaşıldığı gibi akarsu yönünden fakirdir. Belli başlı akarsuları Hazar Denizine dökülen Atrek, Karakum Çölünde kaybolan Tecen ile Murgap ve ülkenin kuzey doğusundan bir bölümü geçen Amu Derya'dır. Sulama gayesiyle Cumhuriyette birçok kanal ve gölet inşa edilmiştir. Karakum Çölü boyunca uzanan ve dünyanın en büyük sulama ve taşımacılık kanalı olan Karakum Kanalının yapımı 1950'li senelerden beri devam etmektedir. Günümüzde(1994) 900 km'si, tamamlanan kanalın önümüzdeki yıllarda bitirilmesi planlanmıştır. Kanalın bitmiş hali 1400 km olacaktır. 

Dünyanın en büyük gölü olan Hazar Denizinin bir bölümü Türkmenistan sınırları içinde kalır.

İklim

Türkmenistan'da sert bir kara iklimi hakimdir. Sıcaklık gün ve sene içinde büyük farklılıklar gösterir. Yazın nadir olarak 35°C'nin altına düşen sıcaklık, Karakum Çölünde gölgede 50°C'ye kadar yükselir. Kışın sıcaklık bazı bölgelerde -33°C'ye kadar düşer. Türkmenistan çok az yağış alır. İlkbaharda görülen yağışlarda kuzeybatı 80 mm, çöle yakın bölgeler 100-150 mm, güneybatıdaki yaylalar 200-300 mm yağış alır. Mevsim dönemlerinde ülke İran ve Afganistan yönünden esen kum fırtınalarına sahne olur.

Tabii Kaynaklar

Madenler: Türkmenistan yeraltı zenginlikleri bakımından oldukça zengindir. Çeleken yarımadasına Nebit Dağ, Kum Dağ ve Okarem'de petrol ve doğal gaz yatakları vardır. Ayrıca Karakum'da doğalgaz, Gavrdak'ta kükürt, kurşun, Kara Boğaz Gölünde kalium, madeni tuz çıkarılmaktadır. Bunların yanında İyod, brom yatakları da işletilmektedir. 

Bitki örtüsü ve hayvanlar; Türkmenistan topraklarının vahalar, vadi ve platolar dışında kalan kısmının tabii bitki örtüsü çöl bitkileridir. Kopet Dağları arasında kalan vadilerde badem, incir, ceviz, nehir kıyılarında ise kara kavak, söğüt ve kamış yetiştirilir. Türkmenistan'da en sık rastlanan yabani hayvanlar tilki, yaban kedisi, Karakum ceylanı, dağ koyunu ve keçisi, çita, vaşak ve oklu kirpidir. Sürüler halinde göç eden su kuşları kışın Hazar Denizinin doğu kıyılarında konaklar. Hazar Denizinde başta havyarıyla meşhur mersinbalığı olmak üzere çeşitli balık türleri yaşar.

Nüfus ve Sosyal Hayat

3.714.000 nüfusa sahip Türkmenistan'da nüfus artışı % 2,7'dir. Nüfusun % 72'sini Türkmenler, % 9,5'unu Ruslar, % 2,5'unu Kazaklar, % 9'unu Özbekler, % 7'sini diğer milletler meydana getirir. 

Türkmenistan'da Aşkabat, Krasnovodski (Kızılsu), Mari (Merv), Taşağuz Cercoz olmak üzere beş eyalet bunlara bağlı olarak 21 mahalle, 14 şehir vardır. 

Türkmenistan'da eğitime, nüfusa oranla çok önem verilmektedir. 1925'te kabul edilen Türkmen Yomut dili edebi dil olarak kullanılmaktadır. Okuma-yazma oranı % 99'dur. Ülkede 9 üniversite ve İlimler Akademisine bağlı 56 enstitü vardır. Eğitim 7-17 yaş arası mecburi ve parasızdır. 

Türkmenler sünni olup Hanefi mezhebindendir. Sovyet yönetimi 1928'de Türkmenler arasında İslamiyeti tamamen kaldırtmak gayesiyle din aleyhtarı büyük bir kampanya başlatmışlardır. Bu, Orta Asya'da yürütülen en sert İslam aleyhtarı kampanya idi ve 1941 senesine kadar sürmüştü. İkinci Dünya savaşı sırasında kampanya durdurulmuşsa da 1948'de yeniden başlatıldı ve son yıllara kadar devam ettirildi. Neticede resmi dini makamlar zayıfladı. Fakat gayri resmi İslami hareketler güç kazandı. 1948'den bu yana basılan din aleyhtarı kitapların çoğu tasavvufa yönelikti.

Siyasi Hayat

Türkmenistan'ın idari yapısı Başkanlık sistemine dayanmaktadır. Cumhurbaşkanlığına bağlı Bakanlar Kurulu bulunmaktadır. Çok partili sistem vardır. Meclis 50 üyeden meydana gelir. Milletvekili seçimleri beş senede bir yapılır.

EKONOMİ

Türkmenistan ekonomisi tarıma dayanır. Tarımda pamukçuluk mühim yer tutar. Ayrıca kavun, karpuz yetiştirilir ve üzüm bağları bulunmaktadır. Mungap, Tecen ve Kopet Dağı eteklerinde pamuk, Çarcuy'da kavun-karpuz yetiştirilmekte olup Aşkabad, Göktepe ve Merv'de üzüm bağları vardır. Bunların dışında bir miktar buğday, arpa, mısır ve tütün de yetiştirilmektedir. Ekonomide hayvancılık önemli yer tutar. En çok Karakul koyunları beslenir. Koyunu büyükbaş hayvan ve tavuk takip eder. 


Türkmenistan'da tekstil sanayii önemli ölçüde gelişmiştir. Aşkabad Merv, Çarcuy, Taşağuz ve Saya'da tekstil fabrikaları vardır. Bu fabrikalarda başta pamuk olmak üzere yün ve ipekli kumaşlar dokunur. Gıda sanayiine ait fabrikalar Bayram Ali, Taşağuz, Aşkabad ve Krasnovodsk'ta toplanmıştır. Ayrıca ufak makina inşa ve elektroteknik sanayi bulunmakta olup, bunlarda Aşkabad, Çarcuy ve Krasnovodsk gibi önemli şehirlerde kurulmuştur. Kimya sanayiine ait fabrikalar ise Çeleken, Bekdaş, Çaray'da faaliyet göstermektedir. 

Maden yününden zengin olan Türkmenistan'da çıkarılan petrol borularla nakledildiği Krasnovodsk rafinerisinde işlenmektedir. Bayram Ali ve Darvasa'da çıkarılan doğal gaz Buhara ve Urala sevkedilir. Petrolün dışında kükürt, kurşun, kalsiyum madeni, tuz, iyod, krom, cıva gibi madenler çıkarılarak işlenmektedir. Madenlerin tarıma elverişli olmayan bozkır ve çöl gibi bölgelerde bulunması, bu bölgelerin nüfusunun artmasına sebep olmuştur. 

Türkmenistan'da ayrıca halıcılık çok gelişmiştir. Türkmen halıları dünyaca meşhurdur. Türkmenistan ile Türkiye arasında tıp, sağlık, telekominikasyon, ekonomi, ticari ve turizm alanlarında ön görüşmeler neticesinde çeşitli anlaşmalar yapılmıştır.

Ulaşım

Ulaşım belli başlı yerleşim noktası arasında yapılmaktadır. Çarlık döneminde yapılmış olan Krasnovodsk-Çarcuy arasındaki Kafkasötesi demiryolu ve Merv-Kuşka, Çarcuy-Kungnk ve Karşı-Termes arasındaki demiryollarının uzunluğu 2120 kilometredir. Ayrıca 8700 km'lik bir şose bağlantısı olup, bunların dışında ulaşım nehirlerde ve bilhassa Türkmen kanalında yapılır.